6 Haziran 2010 Pazar

Muğla/Datça Belediyesi'nin düzenlediği Çocuk Şenliği ve çocuk kütüphanesi düşü peşinde koşan Sayın Necla Ülkü Kuglin ile bu etkinlik üzerine söyleşi

Muğla/Datça Belediyesi’nin düzenlediği bir çocuk şenliği var. Topaçlar fıldır fıldır dönüyor burada. Masal masal diye sayıklayan çocuklar, bu kez kendileri masal kahramanları yaratıyor bu şenlikte.

İş bu kadar da değil! Daha fazlası da var! Geleceğin ressamları haldır haldır fakat barış içinde boyama yapıyorlar masalarda. Bebek yapan çocuklar, yaptıkları bebeklere isim ve kimlik verecekler! Bakın daha neler var? Her bebek bir doğum tarihine sahip olacak. Bu bebekler de öteki tüm etkinlik ürünleri gibi bir çocuk müzesi için yapılan çalışmalardır.

Evet! Çocukların ürettikleri her şey, şöyle ki bu birikimler, tasarlanan müzenin izleyiciye sunulabilir nesnel görsellikleri olacak... Şaşırdınız mı! Bir müzeye gideceksiniz ve çocuk konusunda ne varsa orada izleyeceksiniz! Olacak şey mi, olağan bir durum mu bu? Durun bakalım! Daha gün batmadı, akşama daha çok var!

Yüz dolayında sandal gün batmadan denize açılacak ve bu çocuk şenliği ile süslenmiş barış balonları gökyüzüne uçacak. Bundan böyle mektup güvercinleri olmayacak!

Bakın burası çok önemli! Balonlar çocukların yazdıkları mektupları taşıyacak.. uzaklarda tanımadıkları kardeşler için.. şunlar var satır aralarında bu mektupların; ‘savaş olmasın! Çocuklar ölmesin!’

Sözü daha fazla uzatmadan,'dünyanın tek çocuk bayramına sahip olan bu ülkenin, bu bayramı çocuklarına çok iyi anlatması lazım,' diyen eğitimci, yaratıcı çocuk oyunları uzmanı ve grup başkanı Sayın Necla Ülkü Kuglin'e mikrofunu uzatıyor ve doğrudan söyleşiye giriyoruz.

Söyleşi boyunca çocukların yer aldığı görselliklere de yansıyan ve çocuklar için hazırlanan araç ve gereçlerle yol alacağız ve bir rüya falına bakar gibi bir ütopyanın nasıl gerçekleşebilirliğini de hep birlikte düşüneceğiz... Sevgi, içtenlik...


SORU; Sayın Necla Ülkü Kuglin, bu balonlarla şenlikli ve topaçların fıldır fıldır döndüğü parkta ve evet çocukların masalarda boyama yaparak yaratıcı düş peşinde koştukları bu parkta, daha doğrusu Datça’da ne yapmak istiyorsunuz?

YANIT; Amacımız şu.. okullarda kıstırılmış olan çocuklara biraz mutluluk ve umut vermek, oyun coşkusu yaşatmak.. bir alt amacımız oyuncağın yapılabilen, tamir edilebilen bir şey olduğunu göstermek.

SORU; Bir algı olarak 'kırılan oyuncağın, onarılabilirliği duygusu ile mutluluk ve umut vermek, bir de 'okullarda kıstırılmış olan çocuklar,' dediniz... Nasıl bir yöntem kullanıyorsunuz Necla Hanım?

YANIT; Yaratıcı drama yöntemi kullanıyoruz. Tekin Bey, bu oyunlar, yaptığımız çalışmalar ona bağlı. Şimdi bu açılış şenliğinden ve oyunlardan sonra birkaç atölyeye bölünecekler, kıyafet değiştirerek masa başına gelecekler, masa oluşturacaklar.

SORU; Seslendireceğiniz seçilmiş bir masal da var mı?

YANIT; Evet! Datça ile ilgili bir masal anlatacağım onlara. O masalı canlandıracaklar o masalın kahramanlarını oluşturacaklar, yazacaklar ve şenliğin gazetesini yazıp resimleyecekler. Öte yandan da bebek yapıyorlar burda, bebeklere kimlik verecekler, henüz bilmiyorlar onu, her bebeğin bir annesi, bir babası ve doğum tarihi ve adı olacak. Bütün bu çalışmaları akşam sergileyeceğiz.




SORU; Tüm gün salt bunlar mı olacak, başka oyunlar var mı?
YANIT; Yüz adet sandalımız var, akşam beş civarında bu tahta sandallarla denize ve uçan balonlarla gökyüzüne barış ve kardeşlik mektupları yollayacaklar.

SORU; Datça'da kaç yıl oldu? Projenizde çocuk müzesi gibi ütopya da var mı?






YANIT; Burada, bu beşinci yılımız.

Evet! Bugün Datça Belediye Başkanımızı, Sayın Şener Tokcan'ı bir çocuk müzesi kurmak için ikna etmeyi düşünüyoruz.

SORU; Datça'yı nasıl keşfettiniz, şöyle ki buraya ilk ne için geldiniz, nasıl oldu?

YANIT; Tekin Bey, ben buraya kitaplarımı imzalamak üzere bir yazar olarak beş yıl önce geldim. Evet ilk defa gelmiştim ve bu iş burada bu şenliğe dönüştü.

SORU; Çok coşkulu bir şenlik! Her şenlik bu parkta mı oldu?

YANIT; Evet! Bu park artık çocuk şenliğinin yapıldığı park olarak anılıyor.


SORU; 'Çocuk şenliğinin yapıldığı park,' diye anılan bir yer oldu burası, dediniz. Datça! Başka bir yer değil de neden Datça?

YANIT; Bir çocuk müzesi ile buranın çok güzel olacağını düşünüyorum. Çünkü Datça’nın müzesi yok. Adı çocuk müzesi, böyle bir girişim var, fakat henüz gerçekleşmedi Çocuk müzesi kavramı bile henüz oturmadı.

SORU; İlk nasıl yeşerdi bu fikir ve nasıl filizlendi ve bu günkü meyve verimine dek neler oldu, kısaca değinir misiniz?

YANIT; Biz on yıl önce bu çalışmaya başladığımızda bizimle alay edenler oluyordu. Ne yani çocuklara ayrı müze mi yapıyorsunuz, çocukları mı sergileyeceksiniz diye. şimdi kavram gelişmeye başladı, çocuk müzesinin ne olduğunu herkes biliyor artık. Ama henüz yerimiz yok ya da hala yerimiz yok.




SORU; Başka kentlerde girişim yapmadınız mı?

YANIT; Ankara'da bazı görüşmeler var, bunlar henüz hayata kavuşmadı. Bir başka projemiz var, Anadolu kültürlerini çocuklarla birlikte tanımak üzere belki buradan Türkiye’ye özgü, birçok değişiklikleri olan bir çocuk müzeleri zinciri ortaya çıkacak.



SORU; Necla Hanım bu bir düş, bir masal! Bakın! Datça'yı yürekten vurdunuz! Sonuç işte burada! Topaçların haldır haldır döndüğü bu parka adını veren, çocukları boyalarla ve kimlikli masal kahramanlarıyla yepyeni bir dünya yaratmaya yönelten bu ütopyanın Datça’ya vardığını görüyoruz. Fakat bu düş nereden, nasıl yola çıktı?


YANIT; Tekin Bey, bir yazar arkadaşımız daha var. On yıl kadar önce, benimle röportaj yapmak istedi, Aytül Akal sonra ikimiz bir araya geldik. O Amerika'daki çocuk müzelerini anlattı, benim ilk yurtdışı gördüğüm yer İsveç.. ben de orada gördüğüm çocuk etkinliklerini ve çocuk müzelerini anlattım.

Bunun üzerine Türkiye'de böyle birşey olamaz mı, diye bir girişim başlattık. İşte şimdi burada, Datça'dayız. Çok güzel bir belde, ilçe ve çok güzel bir doğa burası.

Değerli İzleyici,

Datça'da özgün bir çocuk şenliğini grup olarak arkadaşlarıyla birlikte sunan ve on yıldan bu yana bu düş peşinde, bir çocuk kütüphanesi ütopyası ile koşan eğitimci, yaratıcı çocuk oyunları uzmanı Sayın Necla Ülkü Kuglin ile söyleşi sürecek.

Bu şenliğe destek olan, katkı veren, çocuklar için yaratıcı düş olanaklarına kucak açan ve Datça’nın en güzel parkını bu rüya masallarına tahsis eden Datça Belediyesi... Bu konuda cömert davranan Belediye Başkanı Sayın Şener Tokcan da burada. Yurtdışındaki kültür değiş tokuşu içerikli bir geziden, bu şenlik için döndü.

Sayın Orhan Keskinsoy da burada. Datça Kent Konseyi Başkanı ki onun parmak izlerini de bu şenlikte görebiliyoruz. Başkan Sayın Şener ile yaptığımız söyleşiyi ve Orhan Bey’le olan söyleşiyi de yaratcı çocuk etkinliği görsellikleri ile yan yana yayımlayacağız. Bu ütopya gerçekleşneli ve bu şenlik her yerde duyulmalı...

Sevgi, içtenlik...

Tekin SonMez, 6 Haziran 2010, Muğla

Fotoğraflar; Feryal Özkale Sönmez, Muğla, Datça, 30 Mayıs 2010

(Sürecek)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder