22 Şubat 2012 Çarşamba

Ayla'nın balonları ve konunun püf noktası bugün...

İki gün arka arkaya sunduğum yazı ve fotoğraflarla Ayla’yı tanımaya başladık. Bugün biraz daha tanıyacağız. Şimdi burada neler görüyoruz? Balonlar renk renk balonlar. Havaya tutunan, tavana tırmanan balonlar. Ayla balonları seviyor.

Bu balonların bir öyküsü var. Bu balonlar neden burada?

Bunu en sonunda açıklayacağım.

İlk gün Ayla çalışıyor..

İlk günün püf noktası oldu.

Dün Ayla harita kitap okuyor..

İkinci günün püf noktası oldu.

Bugünün püf noktası nedir? Sonunda belli olacak. “Püf noktası” sözünü Ayla’ya açıklayacağız. Düşünmeye çalışayım.

Bugünün sunumunda ana öykü ile birlikte ara ve yan öyküler de var. Bu yan öykülerden birisi Ayla’nın köpekleri. Dün, Pitaye’den söz ettim. Onun öyküsü şöyle: Bir yere ölmesi için bağlı bırakılmış bu köpek. Bir deri bir kemik ölmek üzere imiş, söylenenlere göre. Rastlantıya bakın ki, Ayla ve Annesi o gün oradan geçiyorlarmış. Onu oradan alıp eve getiriyorlar. Adı Pitaye olmuş.

Pitaye Türkçe öğrenmiş. Gel, git, otur, ye gibi sözöcükleri bir kez söyelemeniz yeterDünyanın en zeki köpeklerinden birisi. Koruyucu bir köpek. Şöyle ki süs köpeği değil. Dostunu düşmanını tam hedeften ve hemen tanıyan bir beyni var. Şimşek gibi fırlıyor. Dost iseniz neredeyse çıkıp kucağınızda uyuyacak. İşe bakın siz! Burada bir ayraç var! Sürüyü güden, takım lideri köpek cinsi değil hayır. Korunması gereken kişiyi korumak güdüsü ile yüzde yüz donanımlı bir cins, Pitaye. Ayrıca bu Pitaye de cinsinin en iyilerinden birisi çıkmış söylenenlere göre.

24 saat dışarı bırakmazsanız, tuvaletini yapmıyor.Daha başka özellikleri de var, onları da başka bir gün konuşuruz. Öyle takım ruhu ile varoluşan adı Mundo olan bir köpek de vardı. Onu da konuşacağız. Sırası var. Her şey sırası ile... Pitaye’ye dönelim.


Pitaye o günlerde evde iki numaralı köpek oluyor. Evin demirbaşı bir de Marduk varmış. Ona ilk Marduk diyelim. Marduk’un da ilginç bir öyküsü var. Onu da başka bir gün anlatırım.Marduk şimdi yok. Onun yerine Ayla’ya konuşan bir köpek alınmış.

Ayla onun adını Marduk olarak seçmiş. Bu da ikinci Marduk. Sağda balonların yanında görünüyor.

Büyükbabasının aldığı söyleniyor. Yukarı soldaki büyük köpek Pitaye, sağdaki küçük köpek konuşan fakat yürüyemeyen Marduk.

İkisi de akpak bembeyaz. Ayla onu kucağına alıp bir yerden başka yere götürüyor.

İlginç olan şudur: Ayla, ona yakın yerde konuşunca, Marduk da havlayarak yanıt veriyor.

Bu oyuncaklarda şu düznek var, ses işitince onlar da havlıyorlar. Sanırım sesteki manyetik dalga, bu tür oyuncaklarda ses tınısını çalıştırıyor.Pavlov’u bilirsiniz, o deneyi gibi bir şey....

Şimdi bugünün püf noktasına geldik!

Sevgi, içtenlik...

Tekin SonMez, MD, 08 Şubat 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder